ABD 2026 seçimleri: İsrail’de Kongre’de desteğin azalması endişesi
Yediot Ahronot’ta yayımlanan bir makale, ABD’deki ara seçimlerin İsrail üzerindeki yansımaları konusunda uyarıyor; her iki partide de İsrail’e desteğin azalması ve silah satışlarının kısıtlanma olasılığı öne çıkıyor.
Haber takibi - FİMED
ABD Kongresi’ndeki ara seçimlerin yansımaları, Washington’daki iç parti çekişmesinin sınırlarını aşarak ABD-İsrail ilişkilerinin geleceğine uzanıyor. Bu tablo, Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerin her ikisinde de İsrail’e desteğin azalması, silah anlaşmalarına kısıtlama getirilmesi olasılığının artması ve Başkan Donald Trump’ın iç siyasetteki zayıf konumunun, siyasi kazanımlar arayışıyla Orta Doğu’daki diplomatik hamlelerini yoğunlaştırmasına yol açabileceği endişeleriyle şekilleniyor.
“"Yediot Ahronot", sitesinde yayımlanan bir görüş makalesinde yazar Gadi Ezra, sürmekte olan seçimlerin sonuçlarının ABD’nin İsrail’e sağladığı güvenlik şemsiyesini ve iki ülke arasındaki ticari ve askeri ilişkileri doğrudan etkileyebileceğini, ancak İsrail’in Amerikan seçmeninin önündeki meselelerin başında gelmediğini belirtiyor.
Kongre’nin Demokratların kontrolüne geçme olasılığı
Ezra, Trump’ın seçimlere popülaritesi gerilerken girdiğini belirtiyor ve NBC’nin anketine atıfta bulunarak performansından memnuniyetsizlik oranının %60’a ulaştığını, Demokratların Kongre’nin her iki kanadında çoğunluğu kazanmasının beklendiğini aktarıyor.
Yazar, yasama kontrolünün Demokratlara geçmesinin İsrail’in askeri politikalarını Washington üzerinden geçirme kabiliyetini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor; özellikle Demokrat Parti içinde İsrail’in Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki uygulamalarına yönelik eleştirilerin artmasına dikkat çekiyor.
Bu bağlamda, geçtiğimiz nisan ayında Demokrat Senato’daki 47 üyeden 40’ının İsrail’e silah satışlarının durdurulması yönünde oy vermesini örnek gösteriyor; bir önceki yıl bu sayı 27’ydi. Ezra, bu değişimin partinin silah anlaşmalarına karşı pratik adımlar atma konusundaki istekliliğinin genişlediğini yansıttığını, önceki önerilerin ise Cumhuriyetçilerin çoğunluğu nedeniyle başarısız olduğunu değerlendiriyor.
Senato’da Demokrat bir çoğunluğun bulunmasının oylama dengelerini değiştirebileceğini ve Trump’ın başkanlık veto yetkisine sahip olmasına rağmen silah satışlarını kısıtlayan kararların kabul edilme olasılığını artırabileceğini düşünüyor.
Trump iç kayıplarını telafi etmek için diplomasiye yönelebilir
Orta vadede ise Ezra, Cumhuriyetçilerin Kongre’nin kontrolünü kaybetmesinin Trump’ın görev süresinin son iki yılında iç gündemini geçirme kabiliyetini zayıflatacağını, bunun da onu siyasi mirasıyla ilişkilendirilebilecek kazanımlar elde edilebilecek bir alan olarak dış politikaya daha fazla odaklanmaya itebileceğini öngörüyor.
Yazar, aralarında George W. Bush ve Barack Obama’nın yanı sıra Trump’ın kendisinin de bulunduğu eski ABD başkanlarının deneyimlerini hatırlatıyor; iktidardaki partinin Kongre’nin kontrolünü kaybetmesinin o dönemlerde Orta Doğu’da öne çıkan diplomatik hamlelerle aynı zamana denk geldiğine işaret ediyor.
Bu çerçevede, Trump’ın şu anda ele aldığı dosyalara dikkat çekiyor; bunların başında İran ile müzakereler, İsrail ile Suudi Arabistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesi çabaları ve Hamas hareketinin varlığını sürdürdüğü ortamda Gazze Şeridi’nin geleceği geliyor.
Değerlendirmesine göre, gelecekteki İsrail hükümetinin karşılaşabileceği baskılar yalnızca Demokrat Kongre’den gelmeyecek; Trump yönetiminin bölgedeki dosyalarda hızlı sonuçlar elde etme arayışına girmesi halinde bu baskılar yönetimin kendisinden de gelebilecek ve İsrail hükümetini, öncelikleriyle mutlaka örtüşmeyen siyasi seçeneklerle karşı karşıya bırakabilecek.
Her iki partide de İsrail’e desteğin azalması
Uzun vadede Ezra, ABD’de İsrail’e desteğin azalmasını iki ülke ilişkilerinin karşı karşıya olduğu en önemli stratejik zorluklar arasında konumlandırıyor; değişimlerin artık yalnızca Demokrat Parti ile sınırlı kalmadığını, Cumhuriyetçi tabanın kesimlerine de uzandığını belirtiyor.
Bu, Pew Araştırma Merkezi’nin Temmuz 2026’da yayımlanan ve İsrail halkına olumlu bakan Demokratların oranının yedi yıl içinde %57’den %43’e düştüğünü, Filistinlilere sempati duyanların oranının ise %58’den %67’ye yükseldiğini ve bu oranın genç Demokratlar arasında %72’ye ulaştığını ortaya koyan araştırmasına dayanıyor.
Makale, bu eğilimin sürmesi halinde bunun ABD’nin İsrail’e desteğinin geleceğine yansıyabileceği uyarısında bulunuyor; özellikle de yazarın aktardığına göre 2028’de yeni bir başkanlık seçimi yapılacak olması, ABD’nin İsrail’e yönelik mevcut askeri yardım anlaşmasının süresinin dolmasıyla aynı döneme denk geliyor.
Ezra, İsrail’in önündeki zorluğun yalnızca Demokrat Parti içindeki desteği yeniden kazanmakla sınırlı olmadığı, Cumhuriyetçi Parti içindeki desteğin gerilemesini durdurmayı ve onlarca yıldır Washington ile Tel Aviv arasındaki stratejik ilişkinin temel direklerinden biri olan iki partiyi kapsayan destek tabanını yeniden inşa etmeyi de içerdiği sonucuna varıyor.
Bu İsrail değerlendirmesi, ABD kamuoyundaki değişimlerin ve İsrail konusundaki parti içi bölünmelerin, önümüzdeki yıllarda silahlandırma, yardımlar ve diplomatik ilişkilere dair kararlarda daha etkili siyasi ve yasama baskılarına dönüşebileceğine dair endişeleri yansıtıyor.