Haber Merkezi - FİMED

İsrail yedek generali Itshak Brik, son seçim sonuçlarını «İsrail devletinin resmi ölüm belgesi niteliğinde» olarak nitelendirerek ordu, ekonomi, uluslararası ilişkiler, toplum, eğitim, sağlık ve hukukun üstünlüğünü kapsayan yedi temel sistemde eş zamanlı bir çöküş yaşanması konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarılar, siyasi ve medya elitlerinin parlamentodaki sandalye hesapları ve hükümet kurma düzenlemeleriyle meşgul olduğu bir dönemde geldi.

İbranice yayımlanan "Maariv" gazetesinde 1 Kasım 2026 Pazar günü «Seçim sonuçları İsrail devletinin resmi ölüm belgesi niteliğindedir» başlığıyla yayımlanan makalesinde Brik, devletin geleceğine ilişkin son derece karamsar bir tablo çizerek İsrail’in geçici bir siyasi krizden değil, devletin mevcut yapısıyla ortadan kalkmasına yol açabilecek çok sistemli bir çöküş sürecinden geçtiğini değerlendirdi.

Brik makalesine seçimlere ilişkin medya haberlerini, özellikle de İsrail’in önde gelen televizyon kanallarında parlamentodaki blok liderlerinin tutumları ve hükümet koalisyonu kurmak için 61 sandalyelik çoğunluğun sağlanıp sağlanamayacağına dair süren tartışmaları eleştirerek başladı. Bu tabloyu, batmakta olan «Titanik» gemisinde çalmaya devam eden bir müzik topluluğuna benzeten Brik, siyasi hesaplarla meşgul olmanın ülkenin karşı karşıya olduğu derin krizlerden kopuşu yansıttığını değerlendirdi.

Seçim sonuçlarının «bildiğimiz haliyle İsrail devletinin resmi ölüm belgesini» temsil ettiğini söyleyen Brik, kendi görüşüne göre en endişe verici sorunun, İsrail kamuoyunun çeşitli alanlarda yıllardır süren gerilemeye rağmen sanki hiçbir şey olmamış gibi nasıl oy verebildiği olduğunu ekledi.

Kara ordusunun çöküşü ve geniş çaplı işgal endişesi

Brik ilk başlıkta İsrail ordusunun, özellikle de kara kuvvetlerinin askeri kapasitesindeki gerileme konusunda uyarıda bulunarak bu kuvvetlerin yapısal ve manevi bir çöküş yaşadığını, kendi değerlendirmesine göre bu durumun onları birden fazla cepheden eş zamanlı tehditlerle baş edebilmek için gereken operasyonel kapasiteden yoksun bıraktığını belirtti.

Farklı sınırlarda kapsamlı bir bölgesel savaşın patlak vermesinin İsrail’in Yeşil Hat’ın içlerine kadar ulaşabilecek geniş çaplı bir kara saldırısına maruz kalmasına yol açacağını öngören Brik, ordunun kendi tanımladığı mevcut durumuyla bu saldırıyı püskürtemeyeceği veya sivilleri evlerinde koruyamayacağı uyarısında bulundu.

Brik, 7 Ekim olaylarını ve Gazze’ye yönelik savaşı hatırlatarak İsrail’in maruz kaldığı saldırı ve katliamların, ülkenin geniş çaplı bir bölgesel çatışma durumunda karşılaşabileceklerinin yanında sınırlı kalabileceğini değerlendirdi. Bu senaryolar onun dile getirdiği öngörü ve uyarılar olmaya devam ediyor; kaçınılmaz askeri olgular değil.

Artan borçlar ve ekonomik kriz uyarıları

Ekonomik boyutta ise Brik, savaşın sürmesi ile devletin mali yükünün ağırlaşması arasında bağ kurarak makalesinde verdiği rakama göre İsrail’in ulusal borcunun yaklaşık 1,4 trilyon şekele ulaştığına işaret etti ve bu borcun büyümeye devam etmesinin gelecek nesillere ağır yükler yükleyeceği uyarısında bulundu.

Baskıların yalnızca kamu borcuyla sınırlı olmadığını, kısıtlamalar, ekonomik yaptırımlar ve silah tedariki yasağının yol açtığı, kendi ifadesiyle artan uluslararası kuşatmayı da kapsadığını ekleyen Brik, İsrail bankacılık sisteminin dünya piyasalarından giderek soyutlanması riskine de dikkat çekti.

Brik, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun kripto paralara geçişi krizden çıkış yolu olarak sunmasını eleştirerek bunu gerçekçi olmayan bir öneri olarak değerlendirdi ve gerilemenin sürmesinin İsraillilerin uzun yıllar boyunca biriktirdiği tasarrufları tehdit edebileceği uyarısında bulundu.

Uluslararası yalnızlık ve dış desteğin gerilemesi

Brik üçüncü başlıkta İsrail’in uluslararası konumunun gerilemesinden söz ederek ülkenin meşruiyetinin ve müttefiklerinin önemli bir bölümünü kaybettiğini, dünyanın farklı bölgelerinde giderek artan bir eleştiri ve reddedilme dalgasıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.

İsrail'i kendine güvenmeye ve uluslararası çevresinden izole bir şekilde yaşamaya çağıran siyasi söylemin, kendi ifadesiyle, tehlikeli bir yanılsamayı temsil ettiği görüşünü dile getirdi; hiçbir devletin dünyadan tamamen izole bir şekilde uzun süre varlığını sürdüremeyeceğini belirterek, bu gidişatın sürmesinin İsrail'in gerilemesine ve uluslararası varlığının daralmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Toplumsal bütünlüğü tehdit eden iç bölünme

Toplumsal düzlemde Brik, İsrail içindeki kutuplaşma durumunu, geleneksel siyasi anlaşmazlıkları aşarak, farklı kesimler ve gruplar arasındaki nefretin tırmanmasıyla birlikte «sessiz bir iç savaşa» dönüştüğü şeklinde nitelendirdi.

İç bölünmenin artık toplumun dış krizlere karşı dayanma kapasitesini tehdit ettiğini değerlendirdi ve toplumsal bütünlüğün çökmesinin, ekonomik ya da askeri gücü yeniden kazanmaya yönelik her türlü girişimi daha da zorlaştıracağı uyarısında bulundu.

Eğitim, sağlık ve nitelikli insan gücü göçü

Beşinci eksende Brik, İsrail eğitim sisteminde gördüğü gerilemeyi eleştirerek temel bilimlerin yokluğuna, kesimler arası bölünmelerin derinleşmesine ve genel değerlere ve bilgilere ilginin azalmasına işaret etti. Bu gidişatın sürmesinin İsrail'in ileri bir teknoloji gücü olarak konumunu tehdit ettiğini ve ülkeyi daha fazla eğitimsel ve bilgisel geriliğe sürüklediğini belirtti.

Ayrıca hizmetlerin ve kamu kurumlarının gerilemesinden söz ettiği bağlamda sağlık sisteminin bozulmasına dikkat çekerek, eğitim ve sağlıktaki aksaklıkların birikmesinin devletin kalkınma düzeyini ve konumunu koruma kapasitesine yansıyacağı uyarısında bulundu.

Brik bunu nitelikli insan gücü ve sermaye göçü olgusuna bağlayarak, İsrail ekonomisinin, sağlığının ve inovasyonunun en önde gelen itici güçlerinden olduklarını söylediği doktorların, bilim insanlarının, girişimcilerin ve teknoloji sektörü uzmanlarının ülkeden ayrıldığına dikkat çekti.

Bu nitelikli insanların çıkışının yalnızca bireylerin kaybı anlamına gelmediğini, aynı zamanda onlarca yıl boyunca biriken deneyim, bilgi ve mesleki yeteneklerin de ülke dışına taşındığını ve öngörülebilir bir vadede telafisi zor bir boşluk bıraktığını belirterek uyardı.

Hukukun üstünlüğünün ve demokratik kurumların aşınması

Yedinci eksende Brik, hukukun üstünlüğünün gerilemesi ve demokratik kurumların aşınması konusunda uyararak, liyakat ve dürüstlük yerine siyasi bağlılıkların ve aidiyete dayalı atamaların öne çıkarılması olarak nitelendirdiği durumu eleştirdi.

Hukukun yalnızca bir tavsiye haline getirilmesinin ve adalete ve kurumlara siyasi çekişmelere tabi araçlar olarak muamele edilmesinin, devletin istikrarını içeriden tehdit eden kurumsal bir kaosa kapı araladığını değerlendirdi.

«Konuşulabilecek kimse yok»

Yazısının sonunda Brik, seçim sonuçlarına geri dönerek, kendi görüşüne göre bunların partiler arasındaki anlaşmazlıklardan daha derin bir açmazı, yani toplumun İsrail'in karşı karşıya olduğu gerilemenin boyutunu algılayamamasını ya da bunu kabul etmek istememesini ortaya koyduğunu değerlendirdi.

Seçim sonuçları üzerine düşündükten sonra, en acı olarak nitelendirdiği sonuca vardığını söyledi: «Bu millette konuşulabilecek kimse yok». Halkın çoğunluğunun durumun ciddiyetini kabul edemediğini ya da kabul etmek istemediğini, İsraillilerin gözleri önünde yaşanan çok sayıdaki felaket ve çöküşün hâlâ sanki sadece «kanada hafif bir darbe»ymiş gibi ele alındığını ekledi».

Brik, İsraillilerin yüksek bireysel yeteneklere ve kabiliyetlere sahip olması ile stratejik ve ulusal düşüncenin yokluğu arasında olduğunu söylediği çelişkiyi eleştirerek, bu çelişkinin toplumu tehlikeli bir gidişata sürüklediğini değerlendirdi.

Ayrıca ABD ara seçimlerinin ardından ABD ve İsrail'in İran'a yönelik bir saldırı başlatmasının, geniş çaplı bir bölgesel çatışmayı alevlendirerek yazısında sıraladığı krizleri derinleştirebileceği ve gerilemenin kontrol altına alınmasına dair kalan son fırsatları da ortadan kaldırabileceği uyarısında bulundu.

Brik, uyarılarını «üçüncü tapınağın yıkılması» benzetmesiyle bitirerek İsrail devletinin çöküşüne dair endişelerine sembolik bir gönderme yaptı ve bu seyrin sürmesinden toplumsal inkâr hali ile siyasi hesaplara gömülmeyi kısmen sorumlu tuttu.

Daha önce İsrail ordusunun performansına defalarca eleştiri yönelten Brik'in makalesi, seçimlerin ardından İsrail'in geleceğine ilişkin kötümser bir okumayı yansıtıyor; güvenlik, ekonomi, toplum ve kurumlar alanındaki krizleri birbirine bağlıyor. Ancak makalede yer alan rakamlar, öngörüler ve senaryolar onun kişisel değerlendirmeleridir; bağımsız olarak doğrulanmış olgular ya da kaçınılmaz sonuçlar olarak ele alınmamalıdır.