FİMED – Takip

Türkiye İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İranlı mevkidaşı İskender Mümini ile Ankara'da iki ülke arasındaki ortak güvenlik dosyalarını ele aldı; görüşme, sınır güvenliğinin ötesine geçerek PKK'nın bölgedeki uzantıları konusunda Türkiye-İran koordinasyonunun genişletilmesine işaret etti.

Çiftçi, iki tarafın terörle mücadele, sınır güvenliği, düzensiz göç, uyuşturucu kaçakçılığı ve yeni suç şebekeleri konularını görüştüğünü belirterek, iki ülkenin yaklaşık 560 kilometrelik ortak bir sınırı paylaştığını vurguladı.

Ankara PJAK'ı "Terörsüz Türkiye" denklemine dahil ediyor

Türk bakanın açıklamalarındaki en dikkat çekici nokta, «Terörsüz Türkiye» sürecinin PKK'nın bölgesel uzantılarıyla ilişkilendirilmesiydi.

Çiftçi, PKK/KCK'nın kendini feshettiğini ve silah bıraktığını açıklamasının ardından Türkiye'nin örgütün farklı bölgelerdeki uzantılarının tasfiye sürecinin tamamlanmasının önemini vurguladığını belirterek, konunun yalnızca Suriye ve Irak'la sınırlı olmadığını, İran'daki PJAK'ı da kapsadığının altını çizdi.

Çiftçi, PKK'nın Suriye ve Irak'taki uzantıları ile İran'daki PJAK'ın tasfiye sürecine dahil edilmesinin bölgede istikrar ve güvenliğin sağlanması açısından önemli olduğunu söyleyerek, iki tarafın bu örgütlerle bağlantılı güvenlik risklerini ve bunlarla mücadele için atılabilecek ortak adımları ele aldığını ekledi.

Böylece Türk bakanın açıklamaları, PKK'nın Ankara açısından oluşturduğu tehdidin sona erdirilmesinin yalnızca örgütün Türkiye içindeki varlığının ele alınmasıyla tamamlanamayacağını, sınır ötesinde örgütle bağlantılı ağ ve uzantılarla da ilgilenilmesini gerektirdiğini öngören bölgesel bir güvenlik okumasını yansıtıyor.

Türkiye-İran sınırı bir güvenlik eksenine dönüşüyor

Yaklaşık 560 kilometreye ulaşan ortak sınırın uzunluğu, konuya Ankara ve Tahran açısından ek bir boyut kazandırıyor.

İki ülke, silahlı örgütlerle mücadelenin yanı sıra kaçakçılık, düzensiz göç ve sınır ötesi suçlarla ilgili ortak dosyalarla da karşı karşıya bulunuyor; bu da sınır güvenliği iş birliğini aralarındaki ilişkinin temel bir parçası hâline getiriyor.

Bu bağlamda Ankara, özellikle Türkiye, Irak, Suriye ve İran'daki bazı güvenlik dosyalarının sınır ötesi ağ ve uzantılarla bağlantılı olması nedeniyle, İran ile koordinasyonu daha geniş bir bölgesel güvenlik sistemi inşa etmenin bileşenlerinden biri olarak öne sürüyor.

Türkiye'nin içinden Suriye, Irak ve İran'a

Çiftçi'nin açıklamaları, Ankara'nın "Terörsüz Türkiye" sürecine baktığı coğrafi kapsamın genişlediğini ortaya koyuyor.

Açıklamada yer alanlara göre Türkiye'nin denklemi artık şunları kapsıyor:

Türkiye → Irak → Suriye → İran

Ankara her eksende, her ülkedeki örgütlerin niteliği ve siyasi ve güvenlik koşulları farklı olsa da PKK ile bağlantılı uzantı ya da tehdit olarak gördüğü yapıların tasfiyesine odaklanıyor.

PJAK'ın anılması özel bir önem taşıyor; çünkü bu, İran Kürt meselesiyle bağlantılı örgütü, dosyanın Türkiye'nin Irak ve Suriye'ye yönelik güvenlik hesaplarıyla sınırlı kalması yerine, Ankara ile Tahran arasındaki resmî güvenlik görüşmelerine dahil ediyor.

Ankara: Hedef yalnızca Türkiye'nin güvenliği değil

Çiftçi, Türkiye'nin hedefinin ülke içinde pekiştirmeye çalıştığı «barış ve güvenlik» ortamını tüm bölgede kalıcı hâle getirmek olduğunu söyleyerek, sınır ötesi tehditlerle mücadele için komşu ülkelerle iş birliğinin süreceğini vurguladı.

Bu yaklaşım, Ankara'nın «Terörsüz Türkiye» sürecini yalnızca PKK faaliyetlerini sona erdirmeye yönelik iç düzenlemeler olarak değil, Türkiye'yi çevreleyen bölgesel ortama uzanan bir güvenlik projesi olarak ele aldığına işaret ediyor.

Öte yandan bu tasavvurun İran ile ortak adımlara dönüştürülmesi, Türkiye-İran ilişkilerindeki gelişmelere ve her iki tarafın kendi topraklarındaki silahlı Kürt örgütlerine yaklaşımının niteliğine bağlı kalmaya devam edecek.